Tüm hakları saklıdır.

Ara
  • Reddedilenler Salonu

Otomobilimiz yakında olacak da Pininfarina’mız ne zaman olacak?

En son güncellendiği tarih: 3 gün önce

Yerli ve milli otomobil girişimi sayesinde Pininafarina ismini tüm Türkiye öğrendi. Oysa Pininfarina neredeyse 100 yıla yakın bir geçmişe sahip ve Türkiye’de daha önce çok yakın bir tarihte İstanbul Havalimanı’nın kulesini tasarlamıştı.


1930’lu yıllarda Torino İtalya’da otomobil tasarımcısı Sergio Pininfarina tarafından kurulan Pininfarina dünyanın hemen hemen her coğrafyasında karşılaşabileceğiniz otomobil markalarının koleksiyonluk tasarımlarını çalışmıştır. (Ferrari, Alfa Romeo, Fiat, Lancia, Maserati, Mitsubishi, Chevrolet, Honda, Ford)

Günümüzde ise proaktif otomobil tasarımlarının yanı sıra tekstil ürünleri, mobil telefon, kahve makineleri, bisiklet, diş fırçası, ayakkabı gibi hızlı tüketilen ürünlerde de imzaları bulunuyor. Bunları yaparken de öncelikle İtalya menşeili markalar ile birlikte hareket etmeye özen gösteriyorlar.

Ayrıca tasarladıkları gösterişli mimari projelere örnek olarak İstanbul Havalimanı’nın kulesinin tasarımı ve İsviçre Alplerdeki kristal kabinli teleferikten bahsetmek de mümkün. (Altını çizmek gerekir ki, bu projeler şehirlerin kimliklerini oluşturan güçlü tasarımlar.)

Kalem, anahtarlık, ufak modeller, masa aksesuarları hatta parfüm gibi ticari ürünleri bile bulunuyor. Estetik cerrah titizliğinde çalışan olağandışı bir tasarım ofisi Pininfarina.

Ekip, yıllardan beri sürdürmüş olduğu geleneği hemen hemen karşımıza her yerde biz buradayız diyerek çıkarıyor. Bahsettiğimiz pazarları domine ederek gücüne güç katıyor. Başarı hikayelerine baktığımızda da çok basit bir şey ile karşılaşıyoruz temelinde; önce kendilerine bir ekol yarattılar ve sonrasında sürekli ve çeşitli ürettiler. (Bu ekol oluşturma işi aslında “Italians do it better” akımından doğrudan beslendi diyebiliriz.)

Pininfarina tarafından yapılan Ferrari Testarossa 1984 modelini hatırlayalım. Günümüzde otomobil koleksiyonerlerinin hala peşinde olduğu bir başyapıt. Hemen hemen hepimizin Ferrari deyince aklına gelen sayılı modellerden biri. Peki, bunu nasıl başardılar? Otomobil koleksiyonerleri arasında arzulanan bir obje olmayı hayal etmişler miydi?

Cevabı basit elbette ama uygulamaya geçirmek çok zor. En ince detaylarda bile zarafeti yakalayarak bunu tüm tasarımlarına yansıttılar. Bu da diğer markalardan hep bir kaç adım önde olmalarını sağladı.

Tüm bunları bir kenarı koyalım, aslında Pininfarina safkan bir İtalyan markası bile değil artık. Hintli mahindra grubu tarafından %70’i satın alınarak, aile fertlerine hatrı sayılır birer çek verildi Pininfarina isim hakkı için.

Ülkemizdeki tartışmalar süredursun, bizim asıl sorumuz ise şu olmalı; Biz ne yapacağız, nasıl yapacağız?

Pininfira’nın gittiği yolu örnek olarak alacak ve kendimizi mekanik alanlar dışında tasarımda da mı geliştireceğiz?

Hintli grup gibi para ile böylesine köklü bir markayı satın alıp her sene CEO ve CFO’ya yüzdelik komisyon kazandıracak hedefler mi belirleyeceğiz?

İçinde bulunduğumuz coğrafyaya baktığımızda her din ve ulustan kişilere rastlamak mümkün. Dinamik nüfus her geçen gün daha çok tüketiyor, gerçek ihtiyaçların belirlediği gereksinimler hemen hemen her kullanıcıya/tüketiciye göre şekilleniyor ve çoğalıyor. Hatta bazı ürünler daha çıkmadan ön sipariş vermek son zamanların trend yaklaşımı.

Bu konuda görsel tasarımcılara düşen sorumlulukları ise şöyle sıralayalım;

Bu kondisyonların farkında olarak tüm süreci iyi tahlil etmeli üretim konusunda hiç olmadığımız kadar cesaretli olmalıyız. En azından üretmek bile sizi bir adım öne taşıyacaktır. (neredeyse temel besin gıdalarımızı bile ithal ediyoruz, düşünebiliyor musunuz?)

Defalarca çizdiniz, illüstrasyonlar yaptınız, modellediniz, ölçülendirdiniz ve kağıt üzerinde etkili göründü. Bunu muhakkak 3 boyuta dökmeli ve bol bol üstüne tartışmalı hatta çalışmanızı yerden yere vurmalısınız. Tasarım sizinle konuşmaya hazır olduğunu, sorduğunuz soruların cevaplarını, soru kalıbının sonuna nokta koymadan önce size bildirecektir.

Konsept bir tasarım gözünüze hoş gelebilir, sizi heyacanlandırabilir ancak bunun büyüsüne kapılmamalısınız ve bununla yetinmemelisiniz. İşlev olarak muhakkak ihtiyacı karşılamaz ise müşterinizi, dolayısıyla sizi yarı yolda bırakacaktır. Ülkemizin, otomotiv veya diğer endüstrilerde kalkınmasının biz tasarımcıların üretime etkin katkısıyla mümkün olacağını unutmayın.


Emre Ezelli for Bolvitamin Ocak 2020

1 görüntüleme